Evliliklerin, uzun süreli birlikteliklerin sonlanması veya terk edilme deneyimi, insan yaşamındaki en sarsıcı dönüm noktalarından birini oluşturur. Bu süreçler, yasal bir evrakın imzalanmasından çok daha geniş bir kapsama sahiptir ve tüm aile üyelerinin fiziksel, ekonomik, sosyal ve duygusal dünyalarını baştan aşağıya değiştirir (Amato, 2010). Bireylerin alışkın oldukları yaşam rutini tamamen yıkılır. Yeni bir düzenin kurulması uzun ve sancılı bir zaman dilimini gerektirir. Ayrılık süreci, içerisinde barındırdığı belirsizlikler sebebiyle yetişkinler, çocuklar ve geniş aile üyeleri üzerinde yoğun bir stres yaratır.
Yetişkinler açısından boşanma ve terk edilme, çok katmanlı bir kayıp ve yas sürecini başlatır. Birey eşini, ortak kurulan hayalleri, paylaşılan sosyal çevreyi ve alışık olduğu günlük yaşam pratiklerini kaybeder. Terk edilme durumu, kişinin bağlanma sistemini derinden sarsarak yoğun bir yetersizlik, değersizlik ve suçluluk hissini tetikler (Bowlby, 1980). Ayrılığın ilk aşamalarında inkar ve şok tepkileri görülür. Ardından gelen evrelerde ise yaşanan hayal kırıklığı, yerini şiddetli bir öfkeye bırakır (Worden, 2018). Yetişkin birey, bir yandan kendi duygusal acısıyla yüzleşirken, diğer yandan pratik hayatta ayakta kalma mücadelesi verir. Evlerin ayrılması, bütçenin yeniden planlanması, hukuki süreçlerin yönetilmesi ve sosyal çevrenin yeniden yapılandırılması, kişide ciddi bir tükenmişlik yaratır. Eski eşe duyulan öfkenin işlenememesi, kişinin geleceğe dönük yeni bir yaşam kurmasını engeller ve geçmişe saplanıp kalmasına yol açar.
Aile sistemi bağlamında boşanma, ailenin tamamen yok oluşundan ziyade, sistemin farklı bir formda yeniden yapılanmasını ifade eder (Ahrons, 2004). Sağlıklı işleyen bir geçiş sürecinde, eşler arasındaki karı-koca ilişkisi sona ererken, anne-baba ilişkisi ömür boyu devam etmek üzere yeniden tanımlanır. Yüksek çatışmalı ayrılıklarda taraflar, aralarındaki güç mücadelelerini çocuklar üzerinden sürdürmeye eğilimlidir. Eski eşe duyulan öfke, ebeveynlik becerilerini zayıflatır. Eşlerin birbirlerini çocuklara kötülemesi, çocukları taraf tutmaya zorlaması veya çocukları birer haberci gibi kullanması, aile sistemindeki sınırları tamamen ihlal eder (Gottman ve Silver, 2012). Bu tür sınır ihlalleri, çocukların ve ergenlerin psikolojik sağlığında kalıcı hasarlar bırakır. Geniş ailenin sürece yoğun müdahalesi de ebeveynlerin kendi aralarında yeni bir denge kurmalarını zorlaştırır.
Ergenlik, gelişimsel olarak bireyselleşme, bağımsızlaşma ve kimlik arayışı dönemidir. Ergenler, dünyayı keşfetmek için ailelerinin sarsılmaz bir güvenli liman olarak yerinde durmasına ihtiyaç duyarlar. Ailenin tam da bu gelişimsel evrede parçalanması, gencin ihtiyaç duyduğu güvenlik hissini temelden sarsar (Hetherington ve Kelly, 2002). Yaşanan belirsizlik, ergende yoğun bir öfke ve kaygı yaratır. Söz konusu öfke, ebeveynlere karşı sert tepkiler, evden uzaklaşma, okul başarısında ani düşüşler veya riskli arkadaş gruplarına yönelme şeklinde dışa vurulur (Wallerstein ve Lewis, 2004). Ebeveynlerinden birinin depresif veya çökkün durumunu gören genç, kendi yaşamsal ihtiyaçlarını bir kenara bırakarak ebeveynine bakım verme rolünü üstlenir. Aynı zamanda ergenler, taraf tutmaya zorlandıklarında derin bir sadakat çatışması yaşarlar. İki ebeveyni arasında kalan genç, içine kapanır ve derin bir yalnızlık duygusuyla baş başa kalır.
Psikolojik Danışmanlıkta Sürece Uyum ve Onarım
Psikolojik danışmanlık süreci, ayrılık krizinin yıkıcı etkilerini azaltmayı ve tüm bireylerin yeni yaşam düzenlerine sağlıklı bir şekilde uyum sağlamalarını hedefler. Yetişkinlerle yürütülen bireysel danışmanlıkta öncelik, ayrılığın getirdiği yas sürecinin güvenli bir alanda işlenmesidir. Danışan, içinde biriken öfkeyi, çaresizliği ve hayal kırıklığını yargılanmadan ifade etme imkanı bulur. Seanslarda, kişinin "biz" kimliğinden çıkarak yeniden "ben" kimliğini inşa etmesi desteklenir (Bowlby, 1980). Geçmiş ilişkideki hataların analiz edilmesi, kişinin kendi payına düşen sorumlulukları fark etmesi ve kendini affetmesi sağlanır. Bireyin zedelenen özdeğeri onarılarak, geleceğe dair umutlu ve gerçekçi yeni hedefler belirlemesi teşvik edilir.
Çift ve aile danışmanlığı kapsamında yürütülen boşanma danışmanlığı, sürecin en az hasarla atlatılmasına odaklanır. Eşlerin, geçmişin suçlamalarını bir kenara bırakarak, sadece çocukların refahına odaklanan yeni bir iletişim dili geliştirmeleri sağlanır (Gottman ve Silver, 2012). Ortak ebeveynlik kavramı üzerinde durularak, çocukların bakımı, eğitimi ve sağlığı ile ilgili konularda nasıl işbirliği yapılacağı planlanır. Ebeveynlere, ayrılık kararını çocuklara nasıl açıklayacakları, çocukların sorularını nasıl yanıtlayacakları ve evlerin ayrılması sürecini nasıl yönetecekleri konusunda uzman rehberliği sunulur (Ahrons, 2004). Kriz yaşayan aile sistemi, danışmanlık süreci sayesinde yeni sınırlarını çizer ve çocukların her iki ebeveynle de güvenli bağını sürdürmesini güvence altına alır.
Ergenlerle yürütülen çalışmalarda, gencin kendini tam anlamıyla ifade edebileceği, aile dinamiklerinden bağımsız tarafsız bir alan yaratılır. Danışman, gencin hissettiği öfkeyi, kafa karışıklığını ve üzüntüyü geçerli kılar. Gencin, ebeveynlerinin ayrılığından kendini sorumlu tutmasını engelleyen düşünce yapılandırmaları gerçekleştirilir (Beck, 2011). Sadakat çatışması yaşayan gence, ebeveynleri arasındaki sorunların kendi sorunu olmadığı gerçeği sunulur. Gerektiğinde ergenin sınır çizebilme becerileri güçlendirilerek, ebeveynlerine yönelik kendini koruyucu ifadeler kullanabilmesi desteklenir (Wallerstein ve Lewis, 2004). Gencin, evdeki krizden uzaklaşarak kendi akademik hedeflerine, arkadaşlık ilişkilerine ve sosyal hayatına dönmesi sağlanır. Gerekli durumlarda ebeveynler de seansa davet edilerek, ergene yönelik tutumların düzeltilmesi hedeflenir.
Kaynaklar
Ahrons, C. (2004). We're still family: What grown children have to say about their parents' divorce. HarperCollins.
Amato, P. R. (2010). Research on divorce: Continuing trends and new developments. Journal of Marriage and Family, 72(3), 650-666.
Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond. Guilford Press.
Bowlby, J. (1980). Attachment and loss: Volume III: Loss, sadness and depression. Basic Books.
Gottman, J. M., & Silver, N. (2012). What makes love last? How to build trust and avoid betrayal. Simon and Schuster.
Hetherington, E. M., & Kelly, J. (2002). For better or for worse: Divorce reconsidered. W. W. Norton & Company.
Wallerstein, J. S., & Lewis, J. M. (2004). The unexpected legacy of divorce: Report of a 25-year study. Psychoanalytic Psychology, 21(3), 353-370.
Worden, J. W. (2018). Grief counseling and grief therapy: A handbook for the mental health practitioner (5th ed.). Springer Publishing Company.