Çocukların büyüyerek üniversite eğitimi, iş hayatı veya kendi ailelerini kurmak gibi nedenlerle evden ayrılması, aile yaşam döngüsünün en belirgin dönüm noktalarından birini oluşturur. Yıllar boyunca çocukların ihtiyaçları, eğitimleri ve bakımları etrafında şekillenen ev düzeni, aniden büyük bir sessizliğe bürünür. Ebeveynler, aktif anne-baba rollerinin azalmasıyla birlikte yoğun bir kayıp, hüzün ve amaçsızlık hissi yaşarlar (Mitchell ve Love, 2001). Günlük rutinlerin tamamen değişmesi, kişide ciddi bir kimlik karmaşasını ve işe yaramazlık hissini tetikler. Odaların boş kalması, evdeki yankı ve azalan telaş, ebeveynlerin kendi hayatlarındaki eksikliklerle yüzleşmelerine zemin hazırlar.
Bireysel zorlanmaların yanı sıra, çift ilişkisi de bu dönemde büyük bir sınamadan geçer. Yıllarını sadece ebeveyn rollerine adayan, aralarındaki iletişimi çocukların sorunları, okul taksitleri veya günlük ev işleri üzerinden kuran çiftler, çocuklar evden gittiğinde birbirlerine tamamen yabancılaştıklarını fark ederler (Carter ve McGoldrick, 1999). Baş başa kalmak, geçmişte halı altına süpürülen çatışmaları, duygusal mesafeleri ve iletişimsizliği gün yüzüne çıkarır. Eşler, konuşacak ortak bir konu veya birlikte yapacakları bir aktivite bulmakta zorlanır. Ortaya çıkan bu yeni tablo, evlilik içinde gerilimi artırarak tahammülsüzlüklere yol açar. Bazı ebeveynler ise hissettikleri bu boşluğu doldurabilmek adına evden ayrılan yetişkin çocuklarının hayatına aşırı müdahale eder, sürekli arayarak veya kararlarına karışarak sınır ihlalleri yapar ve çocukların bağımsızlaşma sürecini zedeler.
Aile ve Çift Danışmanlığında Yeni Döneme Uyum Sağlamak
Aile ve çift danışmanlığında boş yuva dönemi, korkutucu bir kayıp evresi olarak ele alınmak yerine, ilişkinin ikinci baharının inşa edilebileceği yeni bir başlangıç fırsatı olarak görülür. Danışmanlık süreci, ebeveynlerin yaşadığı hüzün ve yas duygularının yargılanmadan ifade edilmesine alan açarak başlar. Bireylerin aktif ebeveynlik rolü dışında kalan kendi bireysel kimliklerini, ertelenmiş hayallerini ve unutulmuş hobilerini yeniden keşfetmeleri desteklenir (Fingerman vd., 2012). Kişi, yaşam enerjisini sadece çocuklarına aktarmak yerine kendi potansiyelini gerçekleştirmeye yönlendirilir.
Çift terapisinde asıl odak noktası, eşler arasındaki duygusal ve fiziksel yakınlığın yeniden kurulmasıdır. Seanslarda, yıllar içinde araya giren mesafelerin kökenleri araştırılır. Çiftin sadece "anne-baba" kimliklerinden sıyrılarak yeniden "karı-koca" kimliklerini hatırlamaları, evliliğe yatırım yapmaları sağlanır. Ortak ilgi alanları, yeni ritüeller ve baş başa geçirilecek kaliteli zaman planlamaları yapılır (Gottman ve Silver, 2012). Evdeki sessizlik, kaçılması gereken bir boşluk olmaktan çıkarılıp, çiftin birbirine yeniden odaklanabileceği, derin sohbetler edebileceği huzurlu bir alana dönüştürülür.
Sürecin bir diğer önemli parçası, evden ayrılan çocuklarla kurulacak ilişkinin sınırlarını yeniden belirlemektir. Ebeveynlerin, çocuklarının yetişkinliğini kabul ederek onlara sağlıklı bir mesafe bırakmaları sağlanır. Aile sistemi, çocukların bağımsızlığını destekleyen ve eşlerin birbirine kenetlendiği, çok daha olgun, esnek ve doyum verici bir yapıya kavuşarak yeni denge durumunu bulur.
Kaynaklar
Carter, B., & McGoldrick, M. (1999). The expanded family life cycle: Individual, family, and social perspectives. Allyn and Bacon.
Fingerman, K. L., Cheng, Y. P., Wesselmann, E. D., Zarit, S., Furstenberg, F., & Birditt, K. S. (2012). Helicopter parents and landing pad kids: Intense parental support of grown children. Journal of Marriage and Family, 74(4), 880-896.
Gottman, J. M., & Silver, N. (2012). What makes love last? How to build trust and avoid betrayal. Simon and Schuster.
Mitchell, B. A., & Love, S. R. (2001). Boomerang kids and empty nests: Do young adults' returns affect their parents' well-being?. Canadian Journal of Sociology, 26(2), 165-188.