Ergenlik dönemi, akademik beklentilerin ve geleceğe dair planların yoğunlaştığı bir evredir. Eğitim sistemi içindeki sınavlar, gencin bilgi düzeyini ölçen değerlendirme araçları olmanın ötesine geçerek, kimliğini ve değerini belirleyen temel ölçütlere dönüşür. Başarısızlık korkusu, gencin sınav sonucunu kendi kişisel değeriyle eş tutması sonucunda ortaya çıkar. Sınavdan düşük not almak, genç için akademik bir eksikliğin ötesinde; aileyi hayal kırıklığına uğratma, geleceği kaybetme ve arkadaşlar arasında statü yitirme risklerini barındırır.
Başarısızlık korkusu yaşayan genç, ders çalışırken veya sınava girerken yoğun bir sınav kaygısı yaşar. Kalp çarpıntısı, terleme, mide bulantısı ve uyku sorunları gibi bedensel tepkiler, gencin öğrenme süreçlerine odaklanmasını engeller (Zeidner, 1998). Zihin, soruları çözmek yerine sürekli felaket senaryoları üretmeye başlar. "Kesin yapamayacağım", "Zaman yetmeyecek", "Bildiğim her şeyi unuttum" veya "Herkes benden daha iyi" şeklindeki düşünceler zihni ele geçirir. Yaşanan bu yoğun kaygı, paradoksal bir şekilde erteleme davranışını tetikler. Genç, başarısız olma ihtimaliyle yüzleşmekten kaçınmak amacıyla ders çalışmayı son ana bırakır veya deneme sınavlarına girmekten kaçınır (Covington, 1992). Erteleme davranışı geçici bir rahatlama sağlasa da, uzun vadede akademik hazırlığı düşürerek korkulan başarısızlığı bizzat gerçeğe dönüştürür. Kaygı ve başarısızlık döngüsü, gencin özgüvenini yavaş yavaş aşındırır.
Ergen Danışmanlığında Sınav Kaygısı ve Başarısızlık Korkusuyla Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, gencin kendi değeri ile akademik başarısı arasındaki hatalı bağı koparmaktır. Süreç, gencin yaşadığı kaygıyı yok saymak yerine, kaygının kökenlerini anlamlandırmakla başlar. Seanslarda gencin zihninden geçen felaket senaryoları tek tek incelenir. Gencin sınav sonucuna yüklediği aşırı anlamlar saptanır ve mevcut düşünce kalıpları daha gerçekçi, işlevsel bir yapıya kavuşturulur (Beck, 2011). Hata yapmanın ve eksiklerin, öğrenme sürecinin doğal bir parçası olduğu vurgulanır. Genç, mükemmeliyetçi beklentilerden sıyrılarak kendi kapasitesini daha şefkatli bir şekilde değerlendirmeyi öğrenir.
Danışmanlık sürecinde, sınav anında yaşanan bedensel tepkileri yönetmek üzere nefes ve gevşeme egzersizleri gibi pratik baş etme becerileri kazandırılır. Genç, kaygı düzeyi yükseldiğinde sinir sistemini nasıl yatıştıracağını kavrar. Zaman yönetimi, etkili ders çalışma teknikleri ve erteleme davranışını durdurma üzerine somut adımlar planlanır. Ebeveynlerin beklentileri de sürece dahil edilerek aile dinamikleri düzenlenir. Ailenin çocuktan beklentilerinin gerçekçi sınırlar içine çekilmesi, eleştirel tutumların yerini destekleyici bir dilin alması sağlanır (Lowe vd., 2008). Süreç tamamlandığında genç, sınavları kendi kişiliğine yönelik bir tehdit olarak algılamayı bırakır. Sınavlar, bilgi eksikliklerini gösteren olağan değerlendirme araçlarına dönüşür. Genç, sahip olduğu potansiyeli kaygıya teslim etmeden performansa dönüştürme becerisi kazanır.
Kaynaklar
Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond. Guilford Press.
Covington, M. V. (1992). Making the grade: A self-worth perspective on motivation and school reform. Cambridge University Press.
Lowe, P. A., Lee, S. W., Witteborg, K. M., Prater, K. W., Shirley, K. R., & Mabko, E. A. (2008). The test anxiety inventory for children and adolescents (TAICA). Journal of Psychoeducational Assessment, 26(3), 215-230.
Zeidner, M. (1998). Test anxiety: The state of the art. Springer Science & Business Media.