Ergenlik dönemi, kimlik inşasının hızlandığı ve gencin dünyayı anlamlandırma çabasının zirveye ulaştığı bir evredir. Birey, çocukluktaki hazır doğruları geride bırakarak kendi değerlerini ve yaşam amacını bulmaya çalışır. Kimlik arayışı sürecinde, bazen anlam bulma çabası tıkanır ve yerini derin bir hiçlik, amaçsızlık ve hissizlik durumuna bırakır. Boşluk hissi yaşayan genç, hayatın sıradan akışını anlamsız, okul rutinlerini gereksiz ve geleceği tamamen belirsiz bir sis bulutu olarak algılar (Erikson, 1968).
Mevcut tablo, sıradan bir can sıkıntısından veya yorgunluktan tamamen farklıdır. Genç, içinde tarifsiz bir boşluk barındırdığını, hiçbir şeyin kendisine tam anlamıyla keyif vermediğini ve etrafındaki insanlarla bağ kuramadığını belirtir. Dijital dünyanın ve sosyal medyanın sunduğu anlık, yüzeysel uyaranlar, gencin gerçek yaşamdaki tatmin kapasitesini zayıflatır (Twenge, 2017). Sanal ortamda kusursuz hayatlara maruz kalan birey, kendi sıradan ve çaba gerektiren yaşamına döndüğünde büyük bir hayal kırıklığı yaşar. İçsel boşluğu doldurmak amacıyla ekran başında saatler harcama, riskli davranışlara yönelme veya tamamen uykuya sığınma gibi kaçış yolları devreye girer.
Ebeveynler, çocuklarının odasından çıkmamasını, hiçbir şeye heves etmemesini ve sürekli "Sıkılıyorum" veya "Ne anlamı var?" demesini tembellik veya şımarıklık olarak yorumlama eğilimi gösterirler. Yetişkinlerin sergilediği yargılayıcı tutum, genci daha da yalnızlaştırır. Genç, anlaşılamadığını hissederek kendi iç dünyasının kalın duvarları ardına saklanır. Yaşamsal coşkunun ve merak duygusunun kaybı, gencin akademik performansını, aile ilişkilerini ve akran iletişimini derinden sarsar (Frankl, 1985).
Ergen Danışmanlığında Boşluk Hissiyle Çalışmak
Ergen danışmanlığında amaç, gence hazır ve yapay bir anlam sunmak yerine, gencin kendi hayatına katacağı özgün anlamı keşfetmesine rehberlik etmektir. Psikolojik danışmanlık süreci, gencin hissettiği hiçlik ve amaçsızlık duygularının yargılanmadan masaya yatırılmasıyla başlar. Danışman, gencin isyanını geçerli kılarak, güvenli ve şefkatli bir keşif alanı yaratır.
Sürecin ilerleyen aşamalarında, gencin düşünce dünyasındaki karamsar kalıplar ve inançlar incelenir. Bilişsel müdahaleler sayesinde, gencin zihnindeki mutlak pes ediş cümleleri, daha esnek ve araştırmacı bir dile dönüştürülür (Beck, 2011). Aynı zamanda, gencin pasif tüketici konumundan aktif üretici konumuna geçmesi desteklenir. Ekran başında saatlerce tüketilen içeriklerin ruhsal bir uyuşmaya yol açtığı fark ettirilir. Gençle birlikte, küçük ama somut sorumluluklar, yeni ilgi alanları veya gönüllülük çalışmaları gibi hayata dokunan adımlar planlanır.
Değerler çalışması, sürecin en kritik parçasını oluşturur (Hayes, Strosahl ve Wilson, 2011). Gencin hayatta neye önem verdiği, nasıl biri olmak istediği ve hangi konulara tutku duyabileceği araştırılır. Yaşanan kriz, aslında gencin kendisine uymayan eski çocukluk kalıplarını bırakıp yeni bir benlik inşa etmesi için büyük bir fırsat sunar. Genç, uzman eşliğinde çıktığı yolculukta içindeki boşluğu kendi seçtiği hedefler, sağlıklı sosyal bağlar ve üretken eylemlerle doldurmayı öğrenir. Terapötik süreç tamamlandığında, hiçlik hissinin yerini merak, yaşam enerjisi ve geleceğe dair umutlu bir bakış açısı alır.
Kaynaklar
Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond. Guilford Press.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. Norton.
Frankl, V. E. (1985). Man's search for meaning. Simon and Schuster.
Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2011). Acceptance and commitment therapy: The process and practice of mindful change. Guilford Press.
Twenge, J. M. (2017). iGen: Why today's super-connected kids are growing up less rebellious, more tolerant, less happy-and completely unprepared for adulthood. Atria Books.