Ergenlik, bireyin fiziksel, duygusal ve sosyal açıdan kendini tanıma yolculuğunun en yoğun yaşandığı gelişim evresidir. Bireyin kendi kimliğini inşa etme süreci, cinsel kimlik ve yönelimin keşfedilmesini de kapsar (Erikson, 1968). Cinsel yönelim ve cinsel kimlik gelişimi, insan doğasının olağan çeşitlilikleri arasında yer alır. Bireylerin kendi içsel hislerini anlamlandırma hızı ve şekli kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Kimi gençler erken yaşlarda kendi yönelimlerini net bir şekilde tanımlarken, kimileri için keşif süreci daha uzun bir zaman dilimine yayılabilir (American Psychological Association, 2012).
Gençler, keşif sürecinde içsel duyguları ile çevrelerinden gördükleri toplumsal beklentiler arasında bir denge kurmaya çalışırlar. Toplumsal normlar, akran gruplarının tutumları veya aile içi inanç sistemleri, gencin kendini ifade etme cesaretini etkileme potansiyeline sahiptir. Azınlık stresi modeli, toplumsal önyargıların ve damgalanma endişesinin, azınlık gruplarındaki bireyler üzerinde ek bir psikolojik yük yaratabileceğini öne sürer (Meyer, 2003). Gencin yargılanma veya dışlanma korkusu yaşaması, duygularını saklamasına, içe kapanmasına ve yoğun bir kaygı hissetmesine zemin hazırlayabilir. Aile ve akran desteğinden yoksun kalma endişesi, ergenin akademik performansına ve genel iyilik haline olumsuz yansıma ihtimali barındırır (Ryan vd., 2010).
Psikolojik Destek Sürecinde Keşif ve Uyum
Psikolojik danışmanlık süreci, gence kendi iç dünyasını güvenle, acele etmeden ve yargılanmadan keşfedebileceği tarafsız bir alan sunmayı amaçlar. Terapötik yaklaşım, herhangi bir yönlendirme veya değiştirme amacı taşımaz; tamamen gencin kendi gerçeğini anlamlandırmasına ve kendini olduğu haliyle kabul etmesine rehberlik eder (American Psychological Association, 2012). Danışmanlık odası, ergenin kafa karışıklıklarını, korkularını ve sorularını şeffaf bir dille konuşabildiği bir güven çemberine dönüşür.
Seanslarda gencin psikolojik dayanıklılığını artıracak baş etme becerileri üzerinde durulur. Toplumsal önyargılarla veya olası akran zorbalıklarıyla karşılaşıldığında gencin kendi özdeğerini koruyabilmesi adına bilişsel güçlendirmeler yapılır. Gencin, kendi sınırlarını çizebilmesi ve sağlıklı sosyal destek ağları kurabilmesi teşvik edilir.
Keşif süreci sadece genci kapsamaz, ailenin de sürece uyum sağlaması büyük önem taşır. Ebeveynler, çocuklarının cinsel kimlik veya yönelim beyanı karşısında bilgi eksikliğinden kaynaklı kaygı, şaşkınlık veya gelecek endişesi yaşayabilirler. Aile danışmanlığı kapsamında ebeveynlere yönelik psikoeğitim çalışmaları yürütülür. Ailenin destekleyici ve kapsayıcı bir tutum sergilemesinin, gencin ruh sağlığı ve fiziksel güvenliği üzerindeki koruyucu etkisi bilimsel veriler ışığında paylaşılır (Ryan vd., 2010). Ebeveynlerin kendi duygusal süreçlerini işlemelerine alan açılarak, ev içindeki iletişimin şefkat ve koşulsuz kabul zemininde yeniden inşa edilmesi sağlanır. Bütüncül yaklaşım sayesinde genç, hem kendi içinde barışık bir kimlik geliştirir hem de ailesiyle arasındaki bağı güvenle sürdürür.
Kaynaklar
American Psychological Association. (2012). Guidelines for psychological practice with lesbian, gay, and bisexual clients. American Psychologist, 67(1), 10-42.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. Norton.
Meyer, I. H. (2003). Prejudice, social stress, and mental health in lesbian, gay, and bisexual populations: Conceptual issues and research evidence. Psychological Bulletin, 129(5), 674-697.
Ryan, C., Russell, S. T., Huebner, D., Diaz, R., & Sanchez, J. (2010). Family acceptance in adolescence and the health of LGBT young adults. Journal of Child and Adolescent Psychiatric Nursing, 23(4), 205-213.