Duygusal yeme, bireyin fiziksel açlık hissini gidermekten ziyade, başa çıkmakta zorlandığı olumsuz duyguları yatıştırmak amacıyla besin tüketimine yönelmesi halidir (Macht, 2008). Ergenlik dönemi, bedensel ve ruhsal değişimlerin hızlandığı, akademik baskıların ve akran ilişkilerinden kaynaklanan stres faktörlerinin yoğunlaştığı bir evredir. Gençler; yalnızlık, akran zorbalığı, sınav kaygısı veya aile içi çatışmalar gibi zorlayıcı deneyimlerle karşılaştıklarında, yiyecekleri güvenli bir duygusal sığınak olarak kullanma eğilimi gösterebilirler. Yeme eylemi, aslında gencin kelimelerle ifade edemediği öfkeyi, kaygıyı veya hüznü bastırma çabası olarak işlev görür.
Duygusal yeme ataklarında tercih edilen besinler çoğunlukla yüksek şekerli veya karbonhidratlı içeriklerden oluşur. Tüketim anında gence kısa süreli bir rahatlama ve uyuşma hissi gelse de, yeme eyleminin hemen ardından yoğun bir pişmanlık, suçluluk ve utanç duygusu tabloya eklenir (Evers, Stok ve de Ridder, 2010). Yaşanan utanç hissi, gencin kendini daha da başarısız ve zayıf hissetmesine yol açarak stres seviyesini yeniden yükseltir. Artan stres, bedenin tekrar rahatlama aramasına neden olur ve genç kendini sonsuz bir yeme-pişmanlık döngüsünün içinde bulur.
Ebeveynlerin sürece yaklaşım biçimi, tablonun seyrini doğrudan etkileme potansiyeline sahiptir. Ebeveynlerin yeme davranışını sert kurallarla kısıtlamaya çalışması, genci kilosu üzerinden eleştirmesi veya yiyecekleri bir ödül/ceza aracı olarak kullanması, süreci daha da karmaşıklaştırır (Van Strien, 2018). Ev içinde bedene yönelik yapılan olumsuz yorumlar, gencin özdeğerini zedeleyerek yeme ataklarının sıklaşmasına zemin hazırlar. Genç, anlaşılamadığını hissettikçe daha fazla içine kapanarak yiyeceklerle kurduğu gizli bağı güçlendirme yoluna gidebilir.
Ergen Danışmanlığında Duygusal Yeme ile Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel amaç, gencin yemekle kurduğu işlevsiz bağı yeniden düzenlemek ve duygularını besinler aracılığıyla bastırmak yerine sağlıklı yollarla ifade etmesini sağlamaktır. Seanslarda, yeme davranışının bizzat kendisinden ziyade, atakları tetikleyen asıl duygular araştırılır. Gencin, midesinden gelen fiziksel açlık sinyalleri ile zihninden gelen duygusal boşluk sinyallerini birbirinden ayırt etmesi desteklenir.
Sürecin bilişsel aşamasında, gencin stres anlarında zihninden geçen düşünce kalıpları incelenir. Yeme dürtüsü geldiğinde hemen eyleme geçmek yerine, eylem ile dürtü arasına bir zaman koymayı ve hissettiği duyguyu isimlendirmeyi öğrenmesi hedeflenir. Davranışsal müdahalelerle, gencin stresle başa çıkabilmesi için yemeğe alternatif yeni baş etme yöntemleri geliştirilir. Rahatlama egzersizleri, dikkati farklı bir etkinliğe kaydırma veya güvendiği biriyle konuşma gibi stratejiler, gencin duygu düzenleme kapasitesini artırır.
Aile danışmanlığı boyutu ise ev içindeki iletişim dinamiklerini dönüştürmeyi kapsar. Ebeveynlere, yeme davranışının bir iradesizlik sorunu olmaktan ziyade bir yardım çağrısı olduğu aktarılır. Ev içinde kilo, diyet veya fiziksel görünüm odaklı sohbetlerin azaltılması, bunun yerine duyguların, kaygıların ve hayallerin rahatça konuşulabildiği şeffaf bir iletişim ortamı yaratılması sağlanır. Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda genç, yiyecekleri duygusal bir kalkan olarak kullanmayı bırakır ve karşılaştığı yaşam zorluklarıyla doğrudan yüzleşme becerisi kazanır.
Kaynaklar
Evers, C., Marijn Stok, F., & de Ridder, D. T. (2010). Feeding your feelings: Emotion regulation strategies and emotional eating. Personality and Social Psychology Bulletin, 36(6), 792-804.
Macht, M. (2008). How emotions affect eating: A five-way model. Appetite, 50(1), 1-11.
Van Strien, T. (2018). Causes of emotional eating and matched treatment of obesity. Current Diabetes Reports, 18(6), 35.