Ergenlik dönemi, bedensel ve ruhsal değişimlerin yoğun yaşandığı, bireyin kimlik arayışına girdiği bir evredir. Yaşanan köklü değişimler, gençlerin ruh halinde dalgalanmalara yol açma potansiyeli taşır. Ergenlik dönemi depresyonu, sıradan bir hüzün halinden farklılaşarak gencin yaşam enerjisinde belirgin bir düşüş, hayata karşı ilgisizlik ve kronik bir karamsarlık şeklinde kendini gösterir (Gotlib ve Hammen, 2014). Yetişkinlerde içe kapanma ve ağlama ataklarıyla gözlemlenen depresif tablo, ergenlerde daha çok sinirlilik, hırçınlık, tahammülsüzlük ve öfke patlamaları şeklinde dışa vurma eğilimindedir (Steinberg, 2014).
Çökkünlük yaşayan genç, daha önce keyif aldığı etkinliklerden uzaklaşarak zamanının büyük kısmını odasında yalnız geçirmeyi tercih edebilir. Okul başarısında ani düşüşler, uyku ve iştah düzeninde bozulmalar tabloya sıklıkla eşlik eder. Aile üyeleri veya akranlarla yaşanan en ufak bir anlaşmazlık, gencin dünyasında büyük bir krize dönüşme ihtimali barındırır. Ebeveynler, karşılaştıkları hırçın tutumu asilik veya tembellik şeklinde yorumlama eğilimi gösterirler. Anlaşılamadığını hisseden genç, yetişkin dünyasına karşı yoğun bir yabancılaşma geliştirerek kendi içine daha fazla kapanır ve yaşadığı duygusal acıyı gizleme yoluna gidebilir (Birmaher vd., 1996).
Ergen Danışmanlığında Depresyonla Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, gencin kaybolan yaşam enerjisini yeniden inşa etmek ve zihnini ele geçiren karamsar düşünce döngülerini esnetmektir. Terapötik süreç, gencin hissettiği umutsuzluk, öfke ve çaresizlik duygularının koşulsuz kabul gördüğü güvenli bir alan yaratılmasıyla başlar. Genç, yargılanma korkusu yaşamadan iç dünyasını açma imkanı bulur.
Bilişsel müdahaleler aracılığıyla, gencin kendisi ve geleceği hakkındaki felaketleştirici düşünce kalıpları incelenir (Beck, 2011). Zihinde otomatikleşen yetersizlik ve anlamsızlık inançları, daha gerçekçi ve şefkatli bir yapıya kavuşturulur. Düşünsel değişime davranışsal aktivasyon adımları da eklenir. Gencin, içinden gelmesini beklemeden, küçük ve yönetilebilir adımlarla günlük hayata yeniden katılımı planlanır (Martell, Dimidjian ve Herman-Dunn, 2010). Güvendiği bir arkadaşıyla zaman geçirmek veya kısa bir yürüyüş yapmak gibi ufak eylemler, zamanla ruh halini iyileştiren bir ivme yaratır.
Sürecin vazgeçilmez bir parçası olarak aile danışmanlığı da devreye girer. Ebeveynlere, gencin sergilediği öfkenin ve içe kapanmanın bir karakter sorunu olmaktan ziyade duygusal bir zorlanma işareti olduğu aktarılır. Ailenin eleştirel bir dil kullanmaktan uzaklaşarak genci kapsayan, şefkatli ve destekleyici bir tutum sergilemesi teşvik edilir. Yürütülen ortak çalışmalar sonucunda ergen, içsel gücünü yeniden kazanarak hayatın getirdiği zorluklarla daha sağlıklı yollarla başa çıkma kapasitesi geliştirir.
Kaynaklar
Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond. Guilford Press.
Birmaher, B., Ryan, N. D., Williamson, D. E., Brent, D. A., Kaufman, J., Dahl, R. E., & Nelson, B. (1996). Childhood and adolescent depression: a review of the past 10 years. Part I. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 35(11), 1427-1439.
Gotlib, I. H., & Hammen, C. L. (Eds.). (2014). Handbook of depression (3rd ed.). Guilford Press.
Martell, C. R., Dimidjian, S., & Herman-Dunn, R. (2010). Behavioral activation for depression: A clinician's guide. Guilford Press.
Steinberg, L. (2014). Age of opportunity: Lessons from the new science of adolescence. Houghton Mifflin Harcourt.