Aile ve Çift DanışmanlığıYetişkin DanışmanlığıSon Güncelleme: 13.08.2026

İlişkide Kıskançlık

Yetişkinlik döneminde ve romantik ilişkilerde kıskançlık, temelde bağlanma figürünü kaybetme korkusundan beslenen, insan doğasına özgü karmaşık bir duygu durumu olarak karşımıza çıkar (Buss, 2000). Birey, ilişkisine yönelik algıladığı gerçek veya hayali bir tehdit karşısında güvenliğini sağlama arzusuyla kıskançlık hissetme eğilimi gösterir. Duygunun makul düzeylerde kalması ilişkiyi koruyucu bir işlev üstlenirken, yoğunluğun artması eşler arasındaki güven bağını zedeleme potansiyeli taşır. Özgüven eksikliği yaşayan veya terk edilme kaygısı taşıyan bireyler, partnerlerinin sosyal çevresini, iletişim ağlarını veya günlük rutinlerini kontrol etme ihtiyacı duyabilirler (Pines, 1992). Yaşanan yoğun kontrol arzusu, partnerde boğulma ve alan ihlali hissi yaratarak evlilik veya ilişki içindeki huzuru yavaş yavaş aşındırır.

Sürekli izlenildiğini ve sorgulandığını hisseden partner, sadakatini kanıtlama çabasına girerek zamanla tükenmişlik yaşama ihtimali barındırır. Yaşanan tükenmişlik, partnerin duygusal olarak uzaklaşmasına ve içine kapanmasına zemin hazırlar. Anlaşmazlıkların artması, ilişkideki şefkat ve yakınlık hissinin yerini kronik bir gerginliğe bırakmasına yol açabilir. Bireyler, sevgi ve aidiyet arayışındayken paradoksal bir şekilde ilişkiyi kendi elleriyle tüketme döngüsüne girme eğilimi gösterirler.

Çift Danışmanlığında Kıskançlıkla Çalışmak

Aile ve çift danışmanlığı sürecinde temel hedef, kıskançlığı bir kontrol mekanizması olmaktan çıkarıp, arkasında yatan asıl duygusal ihtiyaçları şefkatle görünür kılmaktır. Seanslarda, kıskançlık sergileyen eşin geçmişten veya kök ailesinden getirdiği terk edilme ve yetersizlik korkuları yargısız bir zeminde incelenir (White ve Mullen, 1989). Birey, partnerinin hayatını kısıtlamaya çalışmaktan sıyrılarak, kendi içsel kaygılarıyla yüzleşme ve yoğun duygularını yönetme pratiği yapar.

Eşler arasında suçlayıcı ifadelerden arındırılmış, güven tazeleyici ve şeffaf bir iletişim dili inşa edilir. Danışman, çiftin birbirlerinin sınırlarına saygı duymasını ve bireysel alanlarını koruyarak ortak bir bağ kurmalarını destekler (Guerrero ve Andersen, 1998). Partnerlerin, eleştirel bir dil kullanmaktan ziyade birbirlerinin hassasiyetlerini anlama ve şefkatle onaylama becerileri geliştirilir. Yürütülen ortak çalışmalar sonucunda eşler, ilişkiyi korku ve baskı üzerinden yürütmeyi geride bırakarak, karşılıklı güven ve özgürlük zemininde çok daha esnek, sağlam bir ortaklık geliştirme kapasitesi kazanırlar.

Kaynaklar

Buss, D. M. (2000). The dangerous passion: Why jealousy is as necessary as love and sex. Free Press.

Guerrero, L. K., & Andersen, P. A. (1998). Jealousy experience and expression in romantic relationships. In P. A. Andersen & L. K. Guerrero (Eds.), Handbook of communication and emotion: Research, theory, applications, and contexts (pp. 155-188). Academic Press.

Pines, A. M. (1992). Romantic jealousy: Understanding and conquering the shadow of love. St. Martin's Press.

White, G. L., & Mullen, P. E. (1989). Jealousy: Theory, research, and clinical strategies. Guilford Press.