Kayıp ve yas, insan yaşamının en derin ve dönüştürücü deneyimleri arasında yer alır. Sevilen birinin veya anlam atfedilen bir değerin kaybı, ailenin ve bireyin dünyasında büyük bir sarsıntı yaratma potansiyeli taşır (Worden, 2018). Yas süreci, sadece hüzün hissetmeyi kapsamanın ötesine geçerek; öfke, şaşkınlık, çaresizlik, özlem ve zaman zaman duygusal donukluk gibi çok geniş bir duygu yelpazesini barındırır. Her bireyin içsel dünyası biricik yapıdadır; dolayısıyla yasın yaşanma şekli ve hızı kişiden kişiye farklılık gösterme eğilimindedir.
Ergenlik döneminde yas süreci, kimlik arayışının getirdiği gelişimsel dalgalanmalarla birleşerek daha karmaşık bir hal alma ihtimali barındırır. Gençler, içlerindeki acıyı kelimelere dökmekte güçlük yaşadıklarında, hislerini öfke patlamaları, içe kapanma, risk alma davranışları veya akademik performanstaki dalgalanmalar yoluyla dışa vurma eğilimi gösterirler (Balk, 1991). Yetişkinler ise genellikle aileyi ayakta tutma ve günlük hayatın sorumluluklarını sürdürme gayretiyle kendi acılarını erteleme yolunu seçebilirler. Ertelenen ve yaşanmasına izin verilmeyen duygular, zamanla bedensel yorgunluklar, gerginlik veya kronik stres şeklinde yüzeye çıkma potansiyeline sahiptir.
Aile sisteminde her bireyin yas tutma biçiminin farklı olması, ev içindeki dinamikleri derinden etkiler. Bir eş acıyı konuşarak ve paylaşarak anlamlandırma ihtiyacı duyarken, diğeri kendi içine çekilmeyi ve sessiz kalmayı tercih edebilir. İfade biçimlerindeki farklılıklar, aile üyeleri arasında iletişim kazalarına ve üyelerin duygusal olarak birbirlerinden uzaklaşmasına zemin hazırlayabilir (Nadeau, 1997). Kaybın ardından aile içindeki rollerin değişimi de sistemi yeniden uyum sağlamaya zorlayan hassas bir süreçtir.
Psikolojik Danışmanlıkta Yas Süreciyle Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, kaybedilen kişiyi zihinden tamamen uzaklaştırmaktan ziyade, kaybın yarattığı acıyı şefkatle dönüştürerek hatırayı yaşamın içine sağlıklı bir şekilde entegre etmektir (Kübler-Ross ve Kessler, 2005). Seans odası, bireylerin ve aile üyelerinin içlerinde biriken tüm karmaşık duyguları, yargılanma kaygısından arınmış bir şekilde, özgürce ifade edebilecekleri güvenli bir liman işlevi görür.
Yetişkin danışanlar, güçlü görünme zorunluluğunu geride bırakarak kendi kırılganlıklarına şefkatle temas etme pratiği yaparlar. Ergenler için ise sanat, spor veya yazı gibi alternatif dışa vurum kanalları geliştirilerek duygularını güvenle işlemelerine alan açılır. Aile danışmanlığı kapsamında, aile üyelerinin birbirlerinin farklı yas tutma biçimlerine saygı duymaları ve empati geliştirmeleri desteklenir. Aile üyeleri, acıyı bastırmayı bırakarak, kayıpla birlikte değişen ev içi rolleri dayanışma içinde yeniden yapılandırma becerisi geliştirirler. Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda aile sistemi ve bireyler, kaybın getirdiği derin boşluğu anlamlandırarak, yaşamla yeniden, daha olgun ve şefkatli bir bağ kurma kapasitesi kazanırlar.
Kaynaklar
Balk, D. E. (1991). Death and adolescent bereavement: Current research and future directions. Journal of Adolescent Research, 6(1), 7-27.
Kübler-Ross, E., & Kessler, D. (2005). On grief and grieving: Finding the meaning of grief through the five stages of loss. Simon and Schuster.
Nadeau, J. W. (1997). Families making sense of death. Sage Publications.
Worden, J. W. (2018). Grief counseling and grief therapy: A handbook for the mental health practitioner. Springer Publishing Company.