Ergenlik dönemi, bireyin çocukluktan çıkarak kendi bağımsız kimliğini inşa etmeye başladığı, aileden ayrışma ve bireyselleşme adımlarının atıldığı kritik bir evredir (Erikson, 1968). Bu gelişimsel süreç, doğası gereği gencin aile kurallarını sorgulamasını ve kendi doğrularını aramasını beraberinde getirir. Kuşak çatışması; değişen toplumsal değerler, hızla gelişen teknoloji ve farklılaşan yaşam beklentileri ekseninde ebeveynler ile ergen arasında ortaya çıkan doğal bir fikir ve dünya görüşü ayrılığıdır. Ebeveynler, kendi yetiştikleri dönemin doğrularıyla ve tecrübeleriyle genci korumaya çalışırken; ergen, içinde bulunduğu dönemin dinamiklerine uygun olarak daha fazla özgürlük, alan ve onay talep etme eğilimi gösterir.
Bu süreçte iletişim kazaları sıklıkla yaşanır. Genç, giyim tarzından teknoloji kullanımına, arkadaş seçimlerinden kariyer hedeflerine kadar pek çok konuda ebeveynleriyle ters düşebilir (Steinberg, 2014). Gencin dünyasında bu durum, "Beni asla anlamıyorlar" veya "Bana saygı duymuyorlar" şeklinde yankı bulurken; ebeveyn cephesinde "Kontrolü kaybediyorum" veya "Bana isyan ediyor" şeklinde bir kaygıya dönüşür. Anlaşılamadığını hisseden ergen, ev içinde içe kapanma, duvar örme veya ani öfke patlamalarıyla tepki verme yolunu seçebilir (Twenge, 2017). Yaşanan güç mücadelesi, aile içindeki şefkat bağını zedeleyerek evi bir çatışma alanına çevirme ve tarafları birbirine yabancılaştırma potansiyeli taşır.
Ergen ve Aile Danışmanlığında Kuşak Çatışmasıyla Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, ergen ile ebeveynleri arasındaki bu doğal çatışmayı yıkıcı bir kriz olmaktan çıkarıp, birbirlerini yeniden tanımalarını sağlayacak bir gelişim fırsatına dönüştürmektir. Seanslarda, tartışmaların merkezindeki "Kim haklı?" savaşından uzaklaşılarak, her iki tarafın da yargılanma kaygısı taşımadan duygusal ihtiyaçlarını dile getirebileceği şefkatli ve güvenli bir alan yaratılır. Gencin anlaşılma, onaylanma ve bağımsızlık ihtiyacı ile ebeveynin koruma ve rehberlik etme arzusu masaya yatırılır.
Danışmanlık kapsamında ebeveynlere, gencin sergilediği itirazların kişisel bir saldırıdan ziyade, kimlik gelişiminin sağlıklı bir parçası (bireyselleşme) olduğu aktarılır. Ebeveynlerin, dikte eden veya aşırı kuralcı bir tutumdan uzaklaşarak, gence alan tanıyan ve onu dinleyen bir rehber (koç) rolüne geçmeleri desteklenir (Baumrind, 1991). Genç ise, özgürlük taleplerini isyan veya öfke diliyle değil, sorumluluk alarak ve ebeveyninin kaygılarını da duyarak daha yapıcı bir "ben diliyle" ifade etme pratiği yapar. Yürütülen ortak çalışmalar sonucunda aile sistemi; farklılıkların bir tehdit olarak algılanmadığı, sınırların karşılıklı saygıyla yeniden çizildiği ve kuşaklar arası bağın çok daha esnek, dayanıklı bir zemine oturduğu yeni bir dengeye ulaşır.
Kaynaklar
Baumrind, D. (1991). The influence of parenting style on adolescent competence and substance use. The Journal of Early Adolescence, 11(1), 56-95.
Erikson, E. H. (1968). Identity: Youth and crisis. Norton.
Steinberg, L. (2014). Age of opportunity: Lessons from the new science of adolescence. Houghton Mifflin Harcourt.
Twenge, J. M. (2017). iGen: Why today's super-connected kids are growing up less rebellious, more tolerant, less happy-and completely unprepared for adulthood. Atria Books.