Okul reddi ve okul fobisi, sıradan bir okula gitme isteksizliğinin veya okuldan kaçma (truancy) davranışının çok ötesinde; gencin okula gitme düşüncesi karşısında yoğun bir kaygı, dehşet ve panik yaşaması tablosudur (Kearney, 2001). Okuldan kaçan gençler genellikle bu durumu ailelerinden gizlerken ve zamanlarını dışarıda geçirirken, okul fobisi yaşayan ergen, yoğun bir sıkıntıyla güvenli bulduğu evde kalmayı talep eder. Okul sabahları veya pazar akşamları başlayan şiddetli karın ağrıları, mide bulantıları, baş ağrıları veya uyku bozuklukları gibi somatik (bedensel) belirtiler bu sürecin en belirgin eşlikçileridir. Beden, zihnin taşıyamadığı kaygıyı fiziksel bir alarm sistemine dönüştürerek genci "tehlikeli" olarak algılanan okul ortamından korumaya çalışır.
Ergenlik döneminde okul reddinin arka planında genellikle karmaşık sosyal ve duygusal dinamikler yatar. Akran zorbalığı, sosyal dışlanma, akademik başarısızlık korkusu, öğretmenlerle yaşanan çatışmalar, fiziksel görünümle ilgili kaygılar veya sunum yapma gibi sosyal fobiyi tetikleyen durumlar, okul ortamını katlanılmaz bir alana dönüştürebilir (King ve Bernstein, 2001). Genç, evde kaldığında hissettiği geçici rahatlama (kaygının anlık olarak düşmesi) nedeniyle ertesi gün okula gitmekte çok daha büyük bir direnç gösterir. Yaşanan bu kaçınma döngüsü, her geçen gün okula dönüşü daha da zorlaştırır. Ailelerin başlangıçta gösterdiği koruyucu tutum, devamsızlıklar arttıkça yerini paniğe, öfkeye ve güç mücadelelerine bırakarak gencin yaşadığı anlaşılmama hissini ve utancı derinleştirme ihtimali barındırır (Heyne vd., 2001).
Ergen Danışmanlığında Okul Reddi ve Fobisiyle Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, genci korkularıyla yüzleşmeye zorlayarak apar topar okula göndermekten ziyade; okul ortamını "tehdit" haline getiren asıl duygusal engelleri şefkatle anlamlandırmaktır. Seanslarda, gencin yargılanma veya zorlanma korkusu olmadan iç dünyasını, akran ilişkilerindeki kırgınlıklarını ve akademik kaygılarını özgürce ifade edebileceği güvenli bir liman inşa edilir.
Bilişsel ve davranışsal müdahaleler, sürecin merkezinde yer alır. Gencin zihnindeki felaketleştirici düşünce kalıpları esnetilerek, kaygıyla başa çıkma ve duygu düzenleme becerileri geliştirilir. Okula dönüş, "kademeli maruz bırakma" (exposure) teknikleriyle, gencin hızına ve kaygı toleransına uygun olarak küçük adımlara bölünür (Kearney ve Albano, 2007). Önce rehberlik servisine uğramak, ardından tek bir sevdiği derse girmek gibi sistematik adımlarla gencin okul ortamına yeniden duyarsızlaşması sağlanır. Bu süreçte aile ve okul yönetimiyle kurulacak işbirliği hayati bir önem taşır. Ebeveynlere, genci suçlamaktan kaçınarak kararlı ama şefkatli bir duruş sergilemeleri, ev ortamını okul saatlerinde "cazip" olmaktan çıkarıp okul rutinlerini evde de korumaları yönünde rehberlik edilir. Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda genç; kaçınma döngüsünü kırarak, karşılaştığı sosyal veya akademik zorluklarla okul ortamında güvenle baş etme kapasitesi kazanır.
Kaynaklar
Heyne, D., King, N. J., Tonge, B. J., & Cooper, H. (2001). School refusal: Epidemiology and management. Pediatric Drugs, 3(10), 719-732.
Kearney, C. A. (2001). School refusal behavior in youth: A functional approach to assessment and treatment. American Psychological Association.
Kearney, C. A., & Albano, A. M. (2007). When children refuse school: A cognitive-behavioral therapy approach. Therapist guide. Oxford University Press.
King, N. J., & Bernstein, G. A. (2001). School refusal in children and adolescents: A review of the past 10 years. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 40(2), 197-205.