Performans kaygısı, bireyin belirli bir görevi yerine getirirken (sınav, sunum, spor müsabakası, sahne performansı vb.) başkaları tarafından değerlendirileceği, yetersiz bulunacağı veya küçük düşeceği beklentisiyle yaşadığı yoğun ve orantısız korku hali olarak tanımlanır (Zeidner, 1998). Temelinde, bireyin kendi kişisel değerini salt elde ettiği "başarı" veya "kusursuz sonuçlar" üzerinden tanımlayan katı bir inanç sistemi yatar. Zihin, o anki performansı bir sosyal yaşam kalım mücadelesi gibi algıladığında beyindeki alarm merkezi (amigdala) devreye girer; terleme, çarpıntı, seste titreme, mide bulantısı ve zihnin tamamen boşalması (blokaj) gibi şiddetli otonom sinir sistemi tepkileri tetiklenir (Barlow, 2002).
Ergenlik döneminde performans kaygısı, genellikle yoğun sınav baskısı (akademik kaygı) ve akran değerlendirmesi ekseninde şekillenir. Kimlik inşasının zirvesinde olan genç, küçücük bir hatanın bile tüm geleceğini veya sosyal statüsünü mahvedeceğine inanarak felaketleştirici senaryolar üretir. Yetişkinlik yıllarında ise bu tablo; iş yerinde sunum yapma, önemli toplantılar, mülakatlar veya yakın ilişkilerdeki performans beklentileri olarak karşımıza çıkar. Birey, "Asla hata yapmamalıyım" veya "Kusursuz görünmeliyim" baskısıyla, ya günlerce uyumadan aşırı hazırlık yaparak tükenir (over-preparation) ya da görevi son ana kadar erteleyerek yoğun bir kaçınma (avoidance) davranışı sergiler (Clark ve Beck, 2010). Odak noktası yapılan işin kendisinden ziyade "başkalarının ne düşüneceğine" kaydığında, artan stres paradoksal bir şekilde tam da korkulan o başarısızlığı ve zihinsel tıkanıklığı kendi elleriyle çağırır.
Psikolojik Danışmanlıkta Performans Kaygısıyla Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, kaygıyı tamamen sıfırlamak veya bireyi "duygusuz bir robota" dönüştürmek değil; kaygının altındaki mükemmeliyetçi inançları şefkatle esnetmek ve bireyin özdeğerini performansından ayrıştırmaktır. Seanslarda, yaşanan kaygının belirli bir doza kadar dikkati ve motivasyonu artıran sağlıklı bir enerji olduğu; sorunun kaygının varlığından ziyade, zihnin onu "tehlikeli bir felaket" olarak etiketlemesinden kaynaklandığı yargısızca incelenir.
Bilişsel müdahaleler aracılığıyla, ergen veya yetişkin danışanın "Eğer hata yaparsam bu benim yetersiz biri olduğumu gösterir" şeklindeki katı ve yıkıcı düşünce kalıpları yapılandırılır (Beck, 2011). Danışan, kontrol edemeyeceği "sonuca" (Başkaları ne diyecek? Nasıl notlandırılacağım?) odaklanmak yerine, kontrol edebileceği "sürece" (Şu an elimden geleni yapıyor muyum?) odaklanma pratiği yapar. Bedensel farkındalık, nefes ve topraklanma (grounding) egzersizleri, performans öncesinde ve sırasında artan bedensel uyarılmayı yatıştırmak için kilit bir rol oynar. Davranışsal adımlarda ise "kademeli maruz bırakma" ile bireyin korktuğu ortamlarda küçük provalar yapması desteklenir. Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda birey; hata yapma ve onaylanmama korkusunun esaretinden kurtularak, yeteneklerini baskı altında bile esnek, güvenli ve kendi potansiyeline uygun bir şekilde sergileme kapasitesi kazanır.
Kaynaklar
Barlow, D. H. (2002). Anxiety and its disorders: The nature and treatment of anxiety and panic. Guilford press.
Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond. Guilford Press.
Clark, D. A., & Beck, A. T. (2010). Cognitive therapy of anxiety disorders: Science and practice. Guilford Press.
Zeidner, M. (1998). Test anxiety: The state of the art. Springer Science & Business Media.