Ergenlik dönemi; bireyin aileden duygusal olarak bağımsızlaşarak akran gruplarına yöneldiği, kimlik inşasının ve ilk romantik bağlanmaların yaşandığı oldukça yoğun bir gelişim evresidir (Furman, 2002). Nörolojik açıdan beynin ödül ve duygu merkezlerinin (amigdala) en hassas olduğu bu yıllarda, ilk aşklar ve romantik deneyimler yetişkinliktekine kıyasla çok daha coşkulu, sınırların belirsizleştiği ve tutkulu bir zeminde yaşanır (Steinberg, 2014). Ergen için romantik partner, sadece sevilen biri olmanın ötesinde; sosyal statünün, kabul görmenin ve yeni filizlenen "benlik" algısının en önemli onaylayıcılarından biridir.
Tam da bu nedenle, ergenlik döneminde yaşanan ayrılıklar veya romantik hayal kırıklıkları, sıradan bir ilişkinin bitişinden ziyade bireyin dünyasında yıkıcı bir "kimlik kaybı" veya sosyal bir felaket olarak algılanma eğilimi gösterir. Gencin yaşadığı bu derin acı, genellikle çevresindeki yetişkinler tarafından "Daha yaşın kaç", "Bunlar gelip geçici hevesler" veya "Önünde kimler kimler çıkacak" gibi ifadelerle küçümsenir ve geçersiz kılınır. Acısı onaylanmayan ergen, kendi içine kapanarak yoğun bir anlaşılamama, utanç ve değersizlik hissi yaşar. Günümüzde sosyal medyanın sürekli ulaşılabilir yapısı; ayrılık sonrası eski partneri gizlice takip etme (stalking), biten ilişkinin ardından yaşanan siber zorbalıklar veya dışlanma korkuları süreci çok daha karmaşık ve kronik bir yas tablosuna dönüştürme potansiyeli taşır (Zimmer-Gembeck, 2002).
Ergen Danışmanlığında Ayrılık ve Hayal Kırıklıklarıyla Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, gencin yaşadığı bu ilk büyük duygusal yıkımı "ergenlik hevesi" diyerek geçiştirmek değil; bu deneyimi gencin kendi sınırlarını, değerlerini ve ilişki ihtiyaçlarını tanıması için şefkatli bir büyüme fırsatına dönüştürmektir. Seans odası, gencin yargılanma, alaya alınma veya akıl verilme korkusu taşımadan; hissettiği öfkeyi, özlemi ve çaresizliği özgürce kelimelere dökerek kendi yasını tutabileceği güvenli bir liman işlevi görür.
Bilişsel müdahaleler aracılığıyla, gencin ayrılığın ardından zihnine yerleşen "Ben yeterince iyi değilim", "Bir daha asla kimse tarafından sevilmeyeceğim" veya "Terk edilmek benim suçumdu" şeklindeki yıkıcı ve genelleştirici düşünce kalıpları esnetilir (Beck, 2011). Danışman, gencin kendi özdeğerini bir başkasının onayından veya varlığından ayrıştırmasına rehberlik eder. Duygu düzenleme becerileri ve sağlıklı baş etme yöntemleri geliştirilerek, gencin acısını sosyal medyada fevri tepkiler vererek veya riskli davranışlara yönelerek uyuşturmasının önüne geçilir. Aile ile yapılan çalışmalarda ebeveynlere; öğüt veren veya küçümseyen bir tutumdan uzaklaşarak, sadece sessizce ve şefkatle dinleyen, gencin acısına kapsayıcı bir alan açan bir duruş sergilemeleri aktarılır. Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda ergen; ayrılığın getirdiği derin hüznü sağlıklı bir şekilde işleyerek, gelecekteki ilişkileri için çok daha sağlam, sınırları net ve güvenli bir bağlanma kapasitesi inşa eder.
Kaynaklar
Beck, J. S. (2011). Cognitive behavior therapy: Basics and beyond. Guilford Press.
Furman, W. (2002). The emerging field of adolescent romantic relationships. Current directions in psychological science, 11(5), 177-180.
Steinberg, L. (2014). Age of opportunity: Lessons from the new science of adolescence. Houghton Mifflin Harcourt.
Zimmer-Gembeck, M. J. (2002). The development of romantic relationships and adaptations in the system of peer relationships. Journal of adolescent health, 31(6), 216-225.