Sağlık anksiyetesi (hipokondriyazis), bireyin bedenindeki sıradan fizyolojik değişimleri veya hafif rahatsızlıkları (baş ağrısı, kas seğirmesi, kalp atışındaki ufak bir hızlanma) ölümcül veya tedavisi olmayan ağır bir hastalığın kesin kanıtı olarak yorumlamasıyla karakterize edilen, yaşam kalitesini derinden sarsan kronik bir kaygı tablosudur (Taylor ve Asmundson, 2004). Zihin, bedeni sürekli tarayarak potansiyel bir tehlike arayışına girer. Bu seçici dikkat, bireyin normalde hiç fark etmeyeceği bedensel duyumları büyüterek algılamasına yol açar; algılanan bu "tehdit" ise beynin alarm sistemini devreye sokarak kaygıyı ve dolayısıyla bedensel belirtileri fiziksel olarak daha da artırır.
Yetişkinlik döneminde bu tablo; sürekli doktor doktor gezme, defalarca tıbbi tahlil yaptırma veya tam tersi "Kötü bir şey çıkacak" korkusuyla hastanelerden ve testlerden tamamen kaçınma (avoidance) şeklinde kendini gösterir. İnternette saatlerce hastalık belirtisi aramak (siberkondri), kaygıyı anlık olarak yatıştırsa da uzun vadede zihne sayısız yeni felaket senaryosu ekleyerek korkuyu daha da içinden çıkılmaz bir hale getirir (Abramowitz vd., 2007). Ergenlik döneminde ise bedenin hızla değiştiği bu evrede genç, hissettiği olağan fiziksel duyumları anlamlandıramayarak yoğun bir dehşete kapılabilir. Genç, ebeveynlerinden veya öğretmenlerinden sürekli "Bir şeyim yok, değil mi?" diyerek onay ve güvence (reassurance) arayışına girer. Alınan güvence o anlık bir rahatlama sağlasa da, beynin belirsizliğe tahammül etme kapasitesini zayıflatarak sağlık kaygısının kronikleşmesine zemin hazırlayan yıpratıcı bir kısır döngü yaratır (Salkovskis, 1996).
Psikolojik Danışmanlıkta Sağlık Anksiyetesiyle Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, danışanı tıbbi olarak "hasta olmadığına" ikna etmeye çalışmak veya bedensel duyumları tamamen yok etmek değil; bireyin kendi bedeniyle, ölüm korkusuyla ve belirsizlikle kurduğu hatalı ilişkiyi şefkatle dönüştürmektir. Seans odasında, bireyin hissettiği yoğun dehşet duygusu ve anlaşılmama hissi, "Bunlar tamamen psikolojik" denilerek küçümsenmeden, yargısız ve güvenli bir zeminde ele alınır.
Bilişsel müdahaleler aracılığıyla, ergen veya yetişkin danışanın bedensel duyumları doğrudan felaketle eşleştiren katı düşünce kalıpları esnetilerek, daha gerçekçi ve olasılık bazlı (örneğin "Sadece yorgunluktan veya stresten olabilir") bir yapıya kavuşturulur. Sürecin davranışsal boyutunda, "tepki önleme" (response prevention) adımları kritik bir rol oynar; bireyin internetten hastalık araştırmayı bırakması ve çevresinden tıbbi güvence istemeyi kademeli olarak sonlandırması desteklenir (Olatunji vd., 2014). Bedensel maruz bırakma (interoceptif exposure) egzersizleriyle zihnin fiziksel belirtilere duyarsızlaşması sağlanır. Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda birey; bedenini sürekli tetikte dinleyen bir bekçi olmaktan çıkarak, belirsizliğe tahammül edebilen, enerjisini hastalık korkusuna değil yaşama odaklayan sağlıklı bir denge kurma kapasitesi geliştirir.
Kaynaklar
Abramowitz, J. S., Olatunji, B. O., & Deacon, B. J. (2007). Health anxiety, hypochondriasis, and the anxiety disorders. Behavior Therapy, 38(1), 86-94.
Olatunji, B. O., Kauffman, B. Y., Meltzer, S., Davis, M. L., Smits, J. A., & Powers, M. B. (2014). Cognitive-behavioral therapy for hypochondriasis/health anxiety: a meta-analysis of treatment outcomes and moderators. Behaviour Research and Therapy, 58, 65-74.
Salkovskis, P. M. (1996). The cognitive approach to anxiety: Threat beliefs, safety-seeking behavior, and the special case of health anxiety and obsessions. In Frontiers of cognitive therapy (pp. 48-74). Guilford Press.
Taylor, S., & Asmundson, G. J. (2004). Treating health anxiety: A cognitive-behavioral approach. Guilford Press.