Aile sistemlerinde iletişim eksikliği ve duygusal mesafe, genellikle sevginin bitmesinden ziyade; bireylerin yoğun kaygı, öfke veya çatışmayla başa çıkabilmek için geliştirdikleri savunmacı bir geri çekilme (disengagement) halidir. İlişki araştırmacısı John Gottman, tartışma sırasında bir tarafın iletişimi tamamen keserek bedensel ve ruhsal olarak ortamdan kopmasını "duvar örme" (stonewalling) olarak tanımlar ve bunu yıkıcı iletişimin en tehlikeli aşamalarından biri olarak kabul eder (Gottman ve Silver, 1999). Duvar ören kişi dışarıdan bakıldığında umursamaz, soğuk veya cezalandırıcı görünebilir; ancak iç dünyasında genellikle yoğun bir "fizyolojik taşma" (flooding) yaşamaktadır. Nabzı hızlanmış, sinir sistemi alarm durumuna geçmiş birey, daha fazla zarar görmemek veya durumu daha da kötüleştirmemek için zihinsel şalterlerini indirerek sessizliğe sığınır.
Bu savunma mekanizması, aile içinde yıpratıcı bir "talep eden ve geri çekilen" (demand-withdraw) döngüsünü tetikler (Johnson, 2004). Eşlerden veya aile üyelerinden biri duygusal bağ kurmak veya bir sorunu çözmek için ısrarla konunun üstüne gittikçe (talep eden), diğer kişi artan baskı karşısında daha da sessizleşerek kabuğuna çekilir (duvar ören). Geri çekilme davranışı, talep eden kişide "Önemsenmiyorum" veya "Beni duymuyor" hissi yaratarak daha sert eleştirilere ve öfke patlamalarına yol açar; bu da duvar örenin daha kalın duvarlar inşa etmesiyle sonuçlanır. Çatışmanın bu sessiz ve soğuk versiyonu, bağırarak yapılan kavgalardan çok daha tehlikelidir; çünkü ev içindeki bu ağır duygusal mesafe, çocukların da hissettiği kronik bir güvensizlik ve kaygı atmosferi yaratarak tüm aile sistemini derinden dondurur.
Aile Danışmanlığında Duvar Örme ve Duygusal Mesafeyle Çalışmak
Aile ve çift danışmanlığı sürecinde temel hedef, sessizleşen kişiyi konuşmaya zorlayarak onu daha da savunmaya itmek veya haklı-haksız aramaktan ziyade; aileyi esir alan bu yıkıcı döngünün (talep eden-geri çekilen) kendisini şefkatle görünür kılmaktır (Johnson, 2004). Seans odasında, duvar örmenin veya duygusal mesafenin "sevgisizlik" değil, sistemin taşıyamadığı strese karşı verilmiş çaresiz bir hayatta kalma ve korunma tepkisi olduğu yargısız bir zeminde incelenir.
Terapötik süreçte öncelikle, fizyolojik taşma (flooding) anlarında sinir sistemini yatıştırmak için "mola verme" (time-out) ve bedensel regülasyon becerileri öğretilir. Duvar ören bireye, sessizce ortamı terk edip diğerini çaresiz bırakmak yerine, "Şu an çok bunaldım, 20 dakika ara verip sakinleşelim ve bu konuyu tekrar konuşalım" diyerek güvenli sınırlar çizme pratiği kazandırılır. Eşzamanlı olarak, talep eden tarafa da endişelerini eleştiri veya saldırı yoluyla değil, daha kapsayıcı bir "yumuşak başlangıç" (soft start-up) ile ifade etmesi desteklenir (Gottman, 1999). Duygu Odaklı Terapi (EFT) temelinde yürütülen bu çalışmalar sonucunda aile üyeleri; savunma kalkanlarını indirerek, kırılganlıklarını (korku, yetersizlik, anlaşılma ihtiyacı) güvenle paylaşabilecekleri şeffaf, sıcak ve onarıcı bir duygusal bağ kapasitesi geliştirirler.
Kaynaklar
Gottman, J. M. (1999). The marriage clinic: A scientifically based marital therapy. W. W. Norton & Company.
Gottman, J. M., & Silver, N. (1999). The seven principles for making marriage work. Crown.
Johnson, S. M. (2004). The practice of emotionally focused couple therapy: Creating connection. Brunner-Routledge.
Minuchin, S. (1974). Families and family therapy. Harvard University Press.