Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB), bireyin günlük yaşam olayları (okul, iş, sağlık, finans, aile) hakkında, ortada belirgin ve somut bir tehdit yokken bile en az altı ay boyunca yaşadığı aşırı, orantısız ve kontrol edilemez endişe (evham) tablosudur (American Psychiatric Association, 2013). Panik bozukluktaki ani ve şiddetli krizlerin aksine, YAB'da sinir sistemi sürekli, düşük yoğunluklu ama hiç bitmeyen bir "tetikte olma" (hipervijilans) halinde çalışır. Bu durumun merkezinde "belirsizliğe tahammülsüzlük" yatar (Dugas ve Robichaud, 2007). Zihin, belirsizliği doğal bir yaşam gerçeği olarak değil, mutlak bir "tehlike" olarak kodladığı için sürekli "Ya sınavı geçemezsem?", "Ya hastalanırsam?", "Ya yolda kaza yaparlarsa?" şeklindeki felaket senaryolarıyla geleceği zihnen "kontrol etmeye" çalışır.
Ergenlik döneminde bu tablo, genellikle aşırı mükemmeliyetçilik, akademik başarı, akran grubunda onay görme ve geleceğe dair yoğun kaygılar ekseninde şekillenir. Genç, hata yapmaktan o kadar korkar ki, basit bir ödev veya karar için bile saatlerini harcayabilir; sık sık baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtilerle revire veya hastaneye başvurabilir. Yetişkinlik yıllarında ise kaygının odak noktası iş güvencesi, faturalar, çocukların geleceği ve genel sağlık gibi konulara genişler. Birey farkında olmadan endişelenmenin işe yaradığına; "Eğer en kötüsünü düşünürsem, hazırlıklı olurum" veya "Endişelenirsem kötü bir şey olmasını engellerim" şeklinde sihirli bir inanca tutunur (Borkovec, 1994). Ancak bu kronik zihinsel geviş getirme (ruminasyon) hali, sorunu çözmek yerine bedeni tüketir. Zihnin bir türlü "kapanmaması" sonucunda ortaya çıkan kronik kas gerginliği, yorgunluk, uyku bozuklukları ve odaklanma güçlüğü, YAB'ın en somut fiziksel bedelleridir.
Psikolojik Danışmanlıkta Yaygın Anksiyete Bozukluğuyla Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, bireyin hayatından belirsizliği veya tüm kaygıları silmek değil (çünkü bu yaşamın doğasına aykırıdır); zihnin "endişe" kavramıyla kurduğu bu bağımlı ve yıpratıcı ilişkiyi şefkatle dönüştürmektir. Seans odasında, danışanın yaşadığı o bitmek bilmeyen zihinsel yorgunluk ve "Delirecekmişim gibi hissediyorum" korkusu yargısızca dinlenir; endişenin aslında duygusal acıdan ve tehlikeden korunmak için geliştirilmiş, ancak kontrolden çıkmış bir savunma mekanizması olduğu güvende hissettiren bir zeminde aktarılır.
Bilişsel müdahaleler aracılığıyla, eyleme geçmeyi sağlayan "üretken problem çözme" (Şu an yapabileceğim somut bir şey var mı?) ile kişiyi felç eden "üretken olmayan endişe" (Ya olursa?) arasındaki sınır netleştirilir. Bireyin endişelenmenin faydalı olduğuna dair katı inançları (bilişsel çarpıtmaları) yapılandırılarak, belirsizliğe tahammül etme kapasitesi artırılır (Newman vd., 2013). Sürecin davranışsal ve bedensel ayağında; zihni sürekli gelecekte yaşayan danışanı şimdiki zamana çapalayacak topraklanma (grounding) pratikleri ve kronik kas gerginliğini kırmak için "aşamalı kas gevşetme" egzersizleri öğretilir. Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda birey; geleceğin belirsizliğini bir tehdit olarak görmekten çıkarak, enerjisini henüz gerçekleşmemiş ve belki de hiç gerçekleşmeyecek felaketleri önlemeye değil, bugünü yaşamaya ve potansiyelini özgürce gerçekleştirmeye odaklar.
Kaynaklar
American Psychiatric Association. (2013). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th ed.). American Psychiatric Publishing.
Borkovec, T. D. (1994). The nature, functions, and origins of worry. In G. C. L. Davey & F. Tallis (Eds.), Worrying: Perspectives on theory, assessment and treatment (pp. 5-33). John Wiley & Sons.
Dugas, M. J., & Robichaud, M. (2007). Cognitive-behavioral treatment for generalized anxiety disorder: From science to practice. Routledge.
Newman, M. G., Llera, S. J., Erickson, T. M., Przeworski, A., & Castonguay, L. G. (2013). Worry and generalized anxiety disorder: A review and theoretical synthesis of evidence on nature, etiology, mechanisms, and treatment. Annual review of clinical psychology, 9, 275-297.