Yetişkinlikte dikkat ve odaklanma zorlukları (çoğunlukla Yetişkin Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu - DEHB bağlamında incelenir), sadece "sıkıcı bir toplantıda dalıp gitmek" değil; beynin yürütücü işlevlerinin (executive functions) yani planlama, organize olma, dürtü kontrolü ve çalışma belleğinin kronik olarak aksaması tablosudur (Barkley, 2010). Çocukluk çağında fiziksel hiperaktivite (sürekli hareket etme, tırmanma, yerinde duramama) olarak görülen belirtiler, yetişkinlikte yerini genellikle zihinsel bir huzursuzluğa, sürekli devam eden bir "içsel motora" ve aynı anda birçok düşüncenin zihne hücum etmesine bırakır.
Bu tablonun nörobiyolojik temelinde, beynin dopamin ve noradrenalin nörotransmitterlerindeki düzensizlik yatar. Beyin, ancak çok yüksek düzeyde ilgi çeken, acil olan veya yenilik barındıran (novelty) durumlarda yeterli dopamini salgılayarak odaklanabilir. Bu nedenle yetişkin, son teslim tarihi yaklaşan bir projeyi son gece olağanüstü bir "hiper-odaklanma" (hyperfocus) ile bitirebilirken; rutin, sıkıcı veya uzun vadeli ödül sunan günlük işleri (fatura ödemek, e-postaları yanıtlamak, evi düzenlemek) başlatmakta adeta fiziksel bir acı çekercesine zorlanır (Hallowell ve Ratey, 2011).
Modern dünyanın sunduğu sürekli bildirimler ve çoklu görev (multitasking) illüzyonu, bu nörobiyolojik kırılganlığı çok daha yıkıcı bir hale getirir. Yetişkin, zihninin potansiyelinin altında kaldığını hisseder; unutulan sözler, kaçırılan randevular ve hevesle başlanıp yarım bırakılan projeler yüzünden çevresi (ve en acısı da kendisi) tarafından "tembel", "sorumsuz" veya "ilgisiz" olarak etiketlenir. Bu durum zamanla bireyin özgüvenini derinden sarsarak, tabloya ikincil bir depresyonun veya yoğun bir "sahtekar sendromunun" (imposter syndrome) eklenmesine zemin hazırlar.
Psikolojik Danışmanlıkta Dikkat ve Odaklanma Zorluklarıyla Çalışmak
Psikolojik danışmanlık sürecinde temel hedef, beynin nörobiyolojik yapısını zorla "standartlara" uydurmaya çalışmak değil; bireyin kendi beyninin benzersiz çalışma prensiplerini keşfetmesini ve yaşamını bu yapıya göre şefkatle yeniden tasarlamasını sağlamaktır. Seans odasında, bireyin yıllarca içselleştirdiği "Ben tembelim" veya "İradesizim" şeklindeki yıkıcı utanç anlatısı; durumun ahlaki bir zayıflık değil, nörobiyolojik bir yürütücü işlev farklılığı olduğu aktarılarak yargısızca kırılır.
Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ekseninde yürütülen çalışmalarda, odaklanma zorluğu yaşayan yetişkinin işleri sürekli ertelemesine (procrastination) neden olan "Zaten yine yarım bırakacağım" veya "Kusursuz yapamayacaksam hiç başlamayayım" şeklindeki bilişsel çarpıtmaları yapılandırılır (Safren vd., 2005).
Sürecin davranışsal ve pratik boyutunda ise "zamanı somutlaştırma" ve "çevresel uyaranları kontrol etme" (stimulus control) stratejileri merkeze alınır:
- Büyük ve boğucu hedefler, beynin ödül sistemini (dopamin) tetikleyecek çok küçük ve anında tamamlanabilir mikro adımlara bölünür.
- Zamanın soyutluğu, görsel zamanlayıcılar (örneğin Pomodoro tekniği) kullanılarak somut ve görülebilir hale getirilir; böylece çalışma belleğinin (working memory) yükü hafifletilir.
- Bireyin, dikkat dağıtıcı unsurlarla dolu bir ortamda (açık sekmeler, çalan telefon) sadece "iradesine" güvenmek yerine; dikkatini baştan dağıtmayacak, dışsal engellerin minimize edildiği bir fiziki çevre inşa etmesi desteklenir.
Yürütülen bütüncül çalışmalar sonucunda yetişkin; odaklanma zorluğunu kişisel bir kusur olarak görmekten çıkarak, güçlü yanlarını (yaratıcılık, kriz anlarında hızlı problem çözme, hiper-odaklanma potansiyeli) hayatına entegre edebilen, özşefkatli ve işlevsel bir yaşam sistemi kurma kapasitesi geliştirir.
Kaynaklar
Barkley, R. A. (2010). Taking charge of adult ADHD. Guilford Press.
Hallowell, E. M., & Ratey, J. J. (2011). Driven to distraction: Recognizing and coping with attention deficit disorder from childhood through adulthood. Anchor.
Safren, S. A., Sprich, S., Perlman, C. A., & Otto, M. W. (2005). Mastering your adult ADHD: A cognitive-behavioral treatment program, client workbook. Oxford University Press.